DISHY
MART 2006
ANYA REGL’İ DURDURAN HAP
Kadınların regl derdi sona mı eriyor? Regli durdurduğu belirtilen hap Anya isimli ilaç ile ilgili haberler gazetelerde geniş bir şekilde yer aldı. Kadınları sevindiren ancak zararlı olup olmadığı konusunda merak uyandıran bu ilaçla ilgili olarak biz de uzman görüşüne başvurduk.
Geçtiğimiz haftalarda gazetelerde yer alan bir haber, biz kadınların gözünden kaçmadı. Habere göre, kadının regl dönemlerini durduran yeni bir hap bulunmuştu. Adet günlerini, ayın en sıkıcı dönemi olarak gören kadınlar için umut ışığı olan “Anya” adlı bu hap, basında yer alan haberlere göre, yılın 365 günü alınabiliyor ve yıl boyu regl kanamasına engel oluyordu. Kadınları regl derdinden kurtardığı söylenen bu hap, kulağa ilk olarak gayet hoş gelse de, doğal olarak vücuda zararlı olup olmadığı konusunda akıllarda bir takım sorulara da neden oldu. Kadın vücudu için doğal bir ihtiyaç olan reglin önlenmesi, vücutta bir takım fizyolojik sorunlara da yol açabilir mi? Peki regl kanamasını engelleyen bu ilaç kadınların o dönemde yaşadığı ruhsal sıkıntıyı atlatmada faydalı olabiliyor mu? Konuyla ilgili olarak görüşünü aldığımız Clinic İstanbul Medikal Direktörü Op. Dr. Cevher Önay, regl kanamasının önlenmesinin tıbbi açıdan bir sakıncası olmadığını söylüyor. Normal doğum kontrol haplarını kullanan kadınlarda meydana gelen kanamanın da, hapın yumurtlamayı önlemesi nedeniyle bir açıdan yalancı kanama olduğunu belirtiyor. “Bu tabakanın dökülmesinin önlenmesi tıbbi açıdan sakıncalı değil, 12 ay boyunca doktor kontrolü ile yumurtlamanın engellenmesi de sakınca taşımıyor. Zaten kullanılmakta olan aylık doğum kontrol haplarının 12 ay sürekli kullanımında da aynı durum söz konusu.”
Önay, Anya isimli ilacın 35 yıl boyunca, yılda 13 kez adet gören ve bunun fiziksel ve ruhsal sonuçlarından etkilenen kadınlar için büyük bir konfor yaratacağını söylüyor. Anya’nın herkesin bildiği ve üç aylık enjeksiyonlar şeklinde kullanılan ve yılda sadece dört kez adet görmeyi sağlayan Depo-Provera yönteminin daha ileri taşınmış hali olduğunu söyleyen Önay, bu yöntemin PMS denilen adet öncesi gerginliği ve adet sancılarını ortadan kaldırması açısından da çok önemli olabileceğine dikkat çekiyor. Bu yeni yöntem, hamileliği önleme konusunda da oldukça başarılı. Üretici firmanın 2000 kullanıcı üzerinde yaptığı araştırma, ilacın gebeliği yüzde 98 gibi yüksek bir oranla önlediğini saptamış ve çok nadir yan etki belirlenmiş.
Önay, adet düzenleyiciler ve menopoz tedavilerinde yıllardan beri kullanılanlardan farklı bir hormon içermeyen Anya’daki en önemli farkın “verilme şekli”nde olduğunu vurguluyor ve ilacın hormonal bir probleme yol açmasından daha çok baş ağrısı, migren ya da kanın pıhtılaşmasıyla ilgili bir takım değişikliklerin öngörülebileceğini söylüyor. Ancak bu riskler diğer yöntemlerde de geçerli.
PMS KADININ EN HASSAS DÖNEMİ
Kadınların regl dönemlerindeki en büyük sorunlarından birisi de kanama başlamadan
önceki ruhsal gerginliktir. Bu dönemde kadınlar çevresine karşı daha hassas ve sinirli
olur. Vücudunda ağrılar hisseder. Ancak uzmanlara göre çok normal olan bu süreci, günlük hayatı etkileyen PMS’den ayırmak gerekiyor.
Neredeyse tüm kadınlar adet öncesinde gerginlik yaşar. Yaklaşık bir hafta süren bu süreçte
neredeyse depresyona girer kadın. Uzmanlara göre bu durum sosyal yaşamı etkilemediği
için sendrom sayılmıyor. Ancak bir de Adet Öncesi Gerginlik Sendromu ( PMS ) var ki kadı-
nın yaşantısını derinden etkiliyor.
Clinic İstanbul Medikal Direktörü Op.Dr.Cevher Önay, kadınların yaklaşık yüzde 40’ının
hayatlarının bir döneminde bu sendromdan etkilendiğini söylüyor. PMS’in yaş ilerledikçe
daha da belirginleştiği bulgular arasında.
PMS’in 150’den fazla belirtisi olduğunu belirten Önay, en sık görülenlerin uykusuzluk, öfke
dikkat azlığı, sinirlilik, depresyon, eklem ve baş ağrıları ,su toplanması, göğüste duyarlılık, tatlı yeme isteği ve mide bulantısı olduğunu söylüyor. Bu yaşananları normal bir gerginlikten ayırt edebilmek için bu belirtilerin birbirini izleyen 3 adet döneminde oluşması ve kadının ruhsal ve bedensel yaşantısını bozacak düzeyde olması gerekiyor. PMS tanısını koymanın kolay olmadığına dikkat çeken Önay, bunun için jinekolojik sorgulama ve bazı laboratuar tetkiklerinin gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Adetten yaklaşık bir hafta önce başlayan bu sendromun nedeni maalesef henüz kesin olarak
belirlenememiş. Dr.Önay, sendromun nedeniyle ilgili olarak mineral ve vitamin yetersizliği,
hormonal dengesizlik, kan şekerinin düşük olması, vücutta aşırı sıvı tutulumu ve beyindeki bazı kimyasal ileticiler ve psikolojik nedenler üzerinde durulduğunu belirtiyor.
Adet öncesi dönemin en belirgin bedensel özelliklerinden birisi de şişkinlik. Önay bu dönemde vücutta tutulan fazla suyun miktarının 2-3 kiloya kadar çıkabildiğini söylüyor. Bazen belli bir organ üzerinde yoğunlaşan su tutulumu çoğunlukla yüzde, ayak bileklerinde, göğüslerde ya da karında meydana geliyor. Önay, adet öncesi karın şişkinliğinin nedenin de bu olduğunu ekliyor.

|
|
|